15 Aralık 2025 Pazartesi

VATAN VARSA BİZ DE VARIZ

Vatanın ana kahramanı Mustafa Kemal’dir ve bu kahramanlık hiç de kolay olmamıştır. O, buz gibi soğukta ilerlemiş; gece gündüz demeden canını ortaya koymuştur. İşte konumuz: Vatan.

Vatan sadece toprak değildir. O; kanla sulanmış, evlatlarından ve kendinden vazgeçen, “Yaşlıyım, çocuğum, anneyim.” demeden mücadele eden bir milletin emanetidir. İstiklal için savaşan kahramanları yalnızca 10 Kasım’da, 15 Temmuz’da değil; her gün hatırlayacağız. Şehitlerimizi asla unutmayacağız.

Ne demişti Mehmet Akif?

“Bastığın yerleri toprak diyerek geçme!”

Vatan sadece topraktan mı ibarettir? Son dönemde yeşil vatanımız da çok büyük zarar gördü. Yangınlar hepimizi derinden yaraladı. Yanan sadece ormanlar değildi, milyonların  yüreği de yandı. Ama milletimiz yeşil vatanımız için de genç yaşlı demeden yangınlarla mücadeleye koştu.

Araçlar da kaldı alevlerin arasında, içinde belki insanlar bile vardı. İnsanlar ağladı. Kuşlar, kaplumbağalar ve nice canlı yuvasız kaldı.

Vatan için anlatılacak daha çok şey vardır. Biz onun peşinden gideceğiz, onu koruyacağız. O bayrak hiç inmeyecek; hep dalgalanacak. Dalgalanacak ki vatan gülsün.


Zümra Zeynep ZEREN

6/A

BU BİZİM ÇEVREMİZ

Biz insanların yaşadığı bir alan vardır. Bunlardan biri de çevredir. Çevre, aslında bizim hayatımız gibidir; çevremiz kirlenirse hayatımız da değişir, kararır. Asıl anlamıyla çevre, kişinin içinde bulunduğu ve toplumu oluşturan ortama denir. Bu ortamın ne olduğu fark etmez. İster orman olsun, ister okul, ev, alışveriş merkezi ya da sahil… Hiç fark etmez, çünkü hepsi çevremizin bir parçasıdır.

Bu ortamlarda uymamız gereken bazı kurallar vardır. Örneğin yerlere çöp atmamak, çöp atanları uyarmak, yüksek sesle konuşmamak ve insanları rahatsız edebilecek davranışlardan kaçınmak bunlardan bazılarıdır. Elbette uymamız gereken kurallar sadece bunlarla sınırlı değildir.

En önemli husus ise herkesin de bildiği gibi çevreyi temiz tutmaktır. Günümüzde çevreyle ilgili en sık karşılaştığımız sorunlardan biri, yerlere çöp atılmasıdır. İnsanlar bilinçsizce çöplerini yaşadıkları çevreye savuruyorlar. Oysa çevrede kendileri gibi birçok canlı yaşadığını unutuyorlar. Böyle davranarak sadece çevreye değil, kendilerine de zarar veriyorlar. Unutuyorlar, bilmiyorlar; belki de bilmek istemiyorlar. Bizler de bunu yapanları uyarmalı, onlara hatırlatmalıyız. Çünkü bunu yapmak bizim elimizde. Unutmayalım ki bu bizim çevremizdir.

Elif KABA

6/H

14 Aralık 2025 Pazar

TEMİZ ÇEVRE, TEMİZ DÜNYA VE TEMİZ GELECEK

Biz nerede yaşıyoruz? Tabii ki doğada yaşıyoruz. Nefes almak, su içmek ve beslenmek için çevre ve doğa bizim için çok önemlidir. Peki, çevreyi korumak için neler yapabiliriz? Yerlere çöp atmaz, en azından bir ağaç dikebiliriz. Temizlik yapabiliriz. Elbette ki çöp atanları da uyarabiliriz.

Yangınlar… Hani diyorsunuz ya “Yangın nasıl oldu, her yer nasıl yandı?” İşte çevreye atılan plastikler ve cam parçaları yüzünden oluyor. Eğer biz sağlıklı şekilde yaşamak istiyorsak çevremizi temiz tutmalıyız. “Bu çöpü ben atmadım, ben kaldırmam.” diyemeyiz. Evet, çöp atanların suçu olabilir ama biz onlar gibi kötü insanlar değiliz. Biz doğayı ve çevreyi koruyan insanlar olmalıyız. Hepimiz iyilik yapan insanlarız, öyle değil mi? Böylece ağaçlar yeşerir ve bize oksijen verir. Yaşamak için oksijen gereklidir yoksa nefes alamayız. Çevremizi temiz tutarsak yangınlar azalır çünkü yere cam kırıkları atılmaz. 

Ormanlık alanlara ya da şehir merkezlerine çöp atmayalım. Kimse çöplükte yaşamak istemez. Herkes temiz bir doğada yaşamak ister. Peki, çöp atarsak temiz bir çevrede yaşayabilir miyiz? Aslında sizlere söylemek istediğim şudur: Çevreye ve doğaya çöp atmayalım. Yoksa bütün dünya çöp olur.

Biz dünyamızın çöp olmasını istemiyoruz; temiz bir dünya, temiz bir il, temiz bir ülke ve temiz bir gelecek istiyoruz. Siz de bizim gibi temiz bir gelecek istiyorsanız çöp atmayın, atanları uyarın ve çevrenizi temiz tutun. Hep birlikte mutlu bir şekilde temiz bir dünyada yaşayalım.


Ceren DURMAZ

6/H

13 Aralık 2025 Cumartesi

TABİATIN ÇIĞLIĞI

Bizim ilk evimiz, en sevdiğimiz yer neresidir? Bahsettiğim yer dünyamız. Şu an onu önemsemiyor olabilirsiniz ancak tabiatımız gün geçtikçe zarar görmekte. Ormanlar, bizim ciğerlerimiz. İnsanlar artık hem kendi ciğerlerini hem de doğanın ciğerlerini yok ediyorlar. 

Biz sigara içip, izmaritini doğaya atıp hiçbir şey olmamış gibi gidiyoruz. Lakin o sönmemiş sigara bize yangın olarak geri geliyor. Bunu sadece sigara da sağlamıyor. Doğaya attığımız camdan tutun plastiğe kadar her şey zarar veriyor tabiata. Ancak bizim bilmediğimiz şey şu ki o zarar verdiğimiz doğa bize zulüm olarak dönecek. Suyu kirletiyoruz, boş yere harcıyoruz. Biz susuz yaşayamayız. O hâlde size soruyorum: Neden tabiatın çığlığını duymuyorsunuz?

Oysaki yapmamız gereken şey çok basit. Çöplerimizi doğaya atmamak, suyu tasarruflu kullanmak ve geri dönüşüme önem vermek. Fakat üzülerek söylüyorum ki bunu yapanların sayısı dünyamızda çok çok az. Bunun nedeni de insanların artık her konuda umursamaz davranması ve olumsuzlukları görmezden gelmesi. Orman yangını, küresel ısınma, iklim değişikliği ve daha sayamadığım onlarcası… 

Bunların asıl sebebi biziz. En zeki canlının insan olduğunu düşünüyoruz ama biz insanlar olarak daha ilk annemizi, dünyamızı koruyamıyoruz. Hayvanları da unutmayalım tabii ki. Onları öldüren, canice katleden, yasadışı işlere bulaşan avcılardır söz ettiğim. Gerçi hepimiz birer avcıyız. Hem kendimizi hem de doğayı yok ediyoruz.

Dünya 4,6 milyar yıldır yaşıyor. Ama bana sorarsanız şu an ölmemek için elinden geleni yapıyor. İyi bir dünya bırakmalıyız çocuklarımıza. Kirli, kötü ve can çekişen bir dünya değil!

Bilge Nur KESKİN
6/H

12 Aralık 2025 Cuma

GEÇMİŞİN MİRASI, GELECEĞİN NEFESİ

Bizim insanımız şu anda harika bir yaşam sürüyor. Savaş yok; aileler, çocuklarına her imkanı sağlamakta. Herkes huzurlu, neşeli ve mutlu ama acaba içlerinden bir kişi bile "Biz bu topraklarda nasıl yaşıyoruz?" veya "Biz bu topraklara nasıl geldik?" demiş midir? İşte, konumuz da bu cennet vatanımız.

​Vatanımız hiç de kolay kazanılmadı. Bu millet neler yaptı, bir bilseniz! Ne kanlar döküldü... Kimi evladını hiçe sayıp o dondurucu kış vaktinde cepheye mermi ulaştırmak için kendinden vazgeçti, kimi büyük bir kararlılıkla cepheye koştu, kimi kara gözleriyle erkek kılığına girerek orduya katıldı, kimi ise sırtındaki merminin kaç kilo olduğunu hiç düşünmeden onu taşıdı. O zor zamanlarda milletimiz tek bir vücut olarak vatanımızı korumuştur. Dökülen o kanları; şehitlerimizi, askerlerimizi ve nice komutanlarımızı geri getiremeyiz ancak onlara olan borcumuzu vatanımızı koruyarak ödeyebiliriz.

​Bir de şöyle düşünün: Siz bir askersiniz. O korkunç savaşta bir yandan bombalar patlıyor, bir yandan top ve kurşun sesleri yükseliyor; bir yanda bağrışmalar, kan izleri ve daha nicesi... Çok korkunç, değil mi? Fakat askerimiz bu vatan için ne kadar da cesurdu!

​Vatan denince aklınıza sadece toprak veya millet kavramları gelmesin. Bizim bir de "yeşil" vatanımız bulunmaktadır. Ormanlarımız, ağaçlarımız ve çiçeklerimiz... Bu güzellikleri her zaman korumalıyız. Ormanlarımızı asla yakmamalı ve onlara zarar vermemeliyiz. Bildiğiniz gibi içimizdeki bazı kötü niyetli insanlar ormanlarımızı bilerek yakıyorlar. Bu ne kadar acı bir durum! Evimiz dediğimiz doğa ve içindeki canlılar, yine insanlar tarafından yok ediliyor.

​O yangınlarda bir sürü canımızı yitirdik. Sayamadığımız kadar hayvanımızı kaybettik. Milyonlarca ağacımız yandı ve oksijen kaynağımız azaldı.

Uzun lafın kısası, vatanımız çok ama çok değerli bir hazinedir bizim için. Bu millet, birbirine bağlı kaldığı sürece sonsuza dek güçlü kalacak ve sapasağlam bir zincir gibi asla kopmayacaktır.


Mihrimah ÇAM

6/A