Bizim insanımız şu anda harika bir yaşam sürüyor. Savaş yok; aileler, çocuklarına her imkanı sağlamakta. Herkes huzurlu, neşeli ve mutlu ama acaba içlerinden bir kişi bile "Biz bu topraklarda nasıl yaşıyoruz?" veya "Biz bu topraklara nasıl geldik?" demiş midir? İşte, konumuz da bu cennet vatanımız.
Vatanımız hiç de kolay kazanılmadı. Bu millet neler yaptı, bir bilseniz! Ne kanlar döküldü... Kimi evladını hiçe sayıp o dondurucu kış vaktinde cepheye mermi ulaştırmak için kendinden vazgeçti, kimi büyük bir kararlılıkla cepheye koştu, kimi kara gözleriyle erkek kılığına girerek orduya katıldı, kimi ise sırtındaki merminin kaç kilo olduğunu hiç düşünmeden onu taşıdı. O zor zamanlarda milletimiz tek bir vücut olarak vatanımızı korumuştur. Dökülen o kanları; şehitlerimizi, askerlerimizi ve nice komutanlarımızı geri getiremeyiz ancak onlara olan borcumuzu vatanımızı koruyarak ödeyebiliriz.
Bir de şöyle düşünün: Siz bir askersiniz. O korkunç savaşta bir yandan bombalar patlıyor, bir yandan top ve kurşun sesleri yükseliyor; bir yanda bağrışmalar, kan izleri ve daha nicesi... Çok korkunç, değil mi? Fakat askerimiz bu vatan için ne kadar da cesurdu!
Vatan denince aklınıza sadece toprak veya millet kavramları gelmesin. Bizim bir de "yeşil" vatanımız bulunmaktadır. Ormanlarımız, ağaçlarımız ve çiçeklerimiz... Bu güzellikleri her zaman korumalıyız. Ormanlarımızı asla yakmamalı ve onlara zarar vermemeliyiz. Bildiğiniz gibi içimizdeki bazı kötü niyetli insanlar ormanlarımızı bilerek yakıyorlar. Bu ne kadar acı bir durum! Evimiz dediğimiz doğa ve içindeki canlılar, yine insanlar tarafından yok ediliyor.
O yangınlarda bir sürü canımızı yitirdik. Sayamadığımız kadar hayvanımızı kaybettik. Milyonlarca ağacımız yandı ve oksijen kaynağımız azaldı.
Uzun lafın kısası, vatanımız çok ama çok değerli bir hazinedir bizim için. Bu millet, birbirine bağlı kaldığı sürece sonsuza dek güçlü kalacak ve sapasağlam bir zincir gibi asla kopmayacaktır.
Mihrimah ÇAM
6/A
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder