14 Aralık 2025 Pazar

TEMİZ ÇEVRE, TEMİZ DÜNYA VE TEMİZ GELECEK

Biz nerede yaşıyoruz? Tabii ki doğada yaşıyoruz. Nefes almak, su içmek ve beslenmek için çevre ve doğa bizim için çok önemlidir. Peki, çevreyi korumak için neler yapabiliriz? Yerlere çöp atmaz, en azından bir ağaç dikebiliriz. Temizlik yapabiliriz. Elbette ki çöp atanları da uyarabiliriz.

Yangınlar… Hani diyorsunuz ya “Yangın nasıl oldu, her yer nasıl yandı?” İşte çevreye atılan plastikler ve cam parçaları yüzünden oluyor. Eğer biz sağlıklı şekilde yaşamak istiyorsak çevremizi temiz tutmalıyız. “Bu çöpü ben atmadım, ben kaldırmam.” diyemeyiz. Evet, çöp atanların suçu olabilir ama biz onlar gibi kötü insanlar değiliz. Biz doğayı ve çevreyi koruyan insanlar olmalıyız. Hepimiz iyilik yapan insanlarız, öyle değil mi? Böylece ağaçlar yeşerir ve bize oksijen verir. Yaşamak için oksijen gereklidir yoksa nefes alamayız. Çevremizi temiz tutarsak yangınlar azalır çünkü yere cam kırıkları atılmaz. 

Ormanlık alanlara ya da şehir merkezlerine çöp atmayalım. Kimse çöplükte yaşamak istemez. Herkes temiz bir doğada yaşamak ister. Peki, çöp atarsak temiz bir çevrede yaşayabilir miyiz? Aslında sizlere söylemek istediğim şudur: Çevreye ve doğaya çöp atmayalım. Yoksa bütün dünya çöp olur.

Biz dünyamızın çöp olmasını istemiyoruz; temiz bir dünya, temiz bir il, temiz bir ülke ve temiz bir gelecek istiyoruz. Siz de bizim gibi temiz bir gelecek istiyorsanız çöp atmayın, atanları uyarın ve çevrenizi temiz tutun. Hep birlikte mutlu bir şekilde temiz bir dünyada yaşayalım.


Ceren DURMAZ

6/H

13 Aralık 2025 Cumartesi

TABİATIN ÇIĞLIĞI

Bizim ilk evimiz, en sevdiğimiz yer neresidir? Bahsettiğim yer dünyamız. Şu an onu önemsemiyor olabilirsiniz ancak tabiatımız gün geçtikçe zarar görmekte. Ormanlar, bizim ciğerlerimiz. İnsanlar artık hem kendi ciğerlerini hem de doğanın ciğerlerini yok ediyorlar. 

Biz sigara içip, izmaritini doğaya atıp hiçbir şey olmamış gibi gidiyoruz. Lakin o sönmemiş sigara bize yangın olarak geri geliyor. Bunu sadece sigara da sağlamıyor. Doğaya attığımız camdan tutun plastiğe kadar her şey zarar veriyor tabiata. Ancak bizim bilmediğimiz şey şu ki o zarar verdiğimiz doğa bize zulüm olarak dönecek. Suyu kirletiyoruz, boş yere harcıyoruz. Biz susuz yaşayamayız. O hâlde size soruyorum: Neden tabiatın çığlığını duymuyorsunuz?

Oysaki yapmamız gereken şey çok basit. Çöplerimizi doğaya atmamak, suyu tasarruflu kullanmak ve geri dönüşüme önem vermek. Fakat üzülerek söylüyorum ki bunu yapanların sayısı dünyamızda çok çok az. Bunun nedeni de insanların artık her konuda umursamaz davranması ve olumsuzlukları görmezden gelmesi. Orman yangını, küresel ısınma, iklim değişikliği ve daha sayamadığım onlarcası… 

Bunların asıl sebebi biziz. En zeki canlının insan olduğunu düşünüyoruz ama biz insanlar olarak daha ilk annemizi, dünyamızı koruyamıyoruz. Hayvanları da unutmayalım tabii ki. Onları öldüren, canice katleden, yasadışı işlere bulaşan avcılardır söz ettiğim. Gerçi hepimiz birer avcıyız. Hem kendimizi hem de doğayı yok ediyoruz.

Dünya 4,6 milyar yıldır yaşıyor. Ama bana sorarsanız şu an ölmemek için elinden geleni yapıyor. İyi bir dünya bırakmalıyız çocuklarımıza. Kirli, kötü ve can çekişen bir dünya değil!

Bilge Nur KESKİN
6/H

12 Aralık 2025 Cuma

GEÇMİŞİN MİRASI, GELECEĞİN NEFESİ

Bizim insanımız şu anda harika bir yaşam sürüyor. Savaş yok; aileler, çocuklarına her imkanı sağlamakta. Herkes huzurlu, neşeli ve mutlu ama acaba içlerinden bir kişi bile "Biz bu topraklarda nasıl yaşıyoruz?" veya "Biz bu topraklara nasıl geldik?" demiş midir? İşte, konumuz da bu cennet vatanımız.

​Vatanımız hiç de kolay kazanılmadı. Bu millet neler yaptı, bir bilseniz! Ne kanlar döküldü... Kimi evladını hiçe sayıp o dondurucu kış vaktinde cepheye mermi ulaştırmak için kendinden vazgeçti, kimi büyük bir kararlılıkla cepheye koştu, kimi kara gözleriyle erkek kılığına girerek orduya katıldı, kimi ise sırtındaki merminin kaç kilo olduğunu hiç düşünmeden onu taşıdı. O zor zamanlarda milletimiz tek bir vücut olarak vatanımızı korumuştur. Dökülen o kanları; şehitlerimizi, askerlerimizi ve nice komutanlarımızı geri getiremeyiz ancak onlara olan borcumuzu vatanımızı koruyarak ödeyebiliriz.

​Bir de şöyle düşünün: Siz bir askersiniz. O korkunç savaşta bir yandan bombalar patlıyor, bir yandan top ve kurşun sesleri yükseliyor; bir yanda bağrışmalar, kan izleri ve daha nicesi... Çok korkunç, değil mi? Fakat askerimiz bu vatan için ne kadar da cesurdu!

​Vatan denince aklınıza sadece toprak veya millet kavramları gelmesin. Bizim bir de "yeşil" vatanımız bulunmaktadır. Ormanlarımız, ağaçlarımız ve çiçeklerimiz... Bu güzellikleri her zaman korumalıyız. Ormanlarımızı asla yakmamalı ve onlara zarar vermemeliyiz. Bildiğiniz gibi içimizdeki bazı kötü niyetli insanlar ormanlarımızı bilerek yakıyorlar. Bu ne kadar acı bir durum! Evimiz dediğimiz doğa ve içindeki canlılar, yine insanlar tarafından yok ediliyor.

​O yangınlarda bir sürü canımızı yitirdik. Sayamadığımız kadar hayvanımızı kaybettik. Milyonlarca ağacımız yandı ve oksijen kaynağımız azaldı.

Uzun lafın kısası, vatanımız çok ama çok değerli bir hazinedir bizim için. Bu millet, birbirine bağlı kaldığı sürece sonsuza dek güçlü kalacak ve sapasağlam bir zincir gibi asla kopmayacaktır.


Mihrimah ÇAM

6/A

VATANIMIZ: DÜNYADAKİ CENNET

Vatan denince sizin aklınıza ne geliyor? Benim aklıma bayrak, toprak, şehit ve ay yıldız gibi kelimeler geliyor.

​Biliyorsunuz ki vatanımız bizim en değerli varlığımızdır. Atalarımız bu vatanı düşmanların ellerine vermemek için şehit düşmüş, gazi olmuşlardır. Atalarımız bu zaferi kazanmasalardı bizim şu anda ne bir evimiz ne de bir vatanımız olurdu.

​Çanakkale’de o gün bu vatan için kanlarını döken dedelerimiz hatırına, bizlerin bu vatana daha çok sahip çıkması ve daha çok çalışması gerekmektedir. Toprağı her kazdığınızda altından çıkan her mermi ve her şehit için bugün dimdik ayakta durmalı ve vatanımıza sahip çıkmalıyız.

​Dedelerimiz vatanımızın yedi bölgesi için de savaştı. Ancak ben bir temmuz ayında vatanımın yemyeşil ormanlarında yangın haberleri duyduğumda nefes almakta zorlanıyorum çünkü vatanımın ciğerleri sönüyor. 

Piknik yapmaya gittiği ormanda çöplerini ve cam şişeleri bırakan, yaktığı mangal ateşini tam söndürmeyen, "Aman ne olacak canım?" deyip arkasına bile bakmadan oradan ayrılan ya da arabasıyla giderken sigara izmaritini düşüncesizce ormana atan bir insan, dedelerimizin bizlere armağan ettiği bu eşsiz vatanı sevdiğini nasıl iddia edebilir? 

Vatanı sevmek sadece "Onu seviyorum." demekle olmaz. Vatanın ormanlarını, topraklarını, denizlerini, kısacası her şeyini koruyup kollamak gerçek vatan sevgisidir.

​Millî şairimiz Mehmet Akif Ersoy, vatanımız bizim için ne denli değerli olduğunu şu dizeleriyle çok güzel biçimde ifade etmiştir: 

​"Kim bu cennet vatanın uğrunda olmaz ki feda?

Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!

Canı, cananı, bütün varlığımı alsın da Hüda,

Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda."

 

Zehra AKPINAR

6/A 

18 Kasım 2025 Salı

ÇEVREMİZ

Çevremizde her şey bulunur; örneğin ağaçlar, evler, arabalar, bitkiler vb. Bu, kısacası çevrenin her şeyi içinde bulunduran doğa olduğu anlamına gelir.

​Ancak, bu çevreyi kirleten insanlar var. Bu kişilere ne yazık ki caydırıcı para ya da hapis cezası verilmiyor. Bence çevreyi kirleten insanlara, hapis cezası veya ciddi bir para cezası uygulanmalıdır.

​Öte yandan çevreye sadece insanlar zarar vermiyor; doğal afetler de büyük hasara yol açıyor. Bu doğal afetler yangın, sel, deprem, heyelan vb. olaylardır. Bence devletin bu ve benzeri afetlere çözüm bulması gerekiyor. Peki, devlet bu afetlere çözüm bulmazsa ne olur? Deprem, evleri yıkar ve evsiz kalırız. Yangınlar ormanları yakar ve oksijensiz kalırız. Bu nedenle AFAD, TEMA vb. sivil toplum kuruluşları, büyük miktarda fidan bağışı yapmalıdır.

​İşte arkadaşlar, çevre dediğimiz şey budur. Lütfen çevremizi temiz tutalım ve onu kirli bırakmayalım.


Eymen HEBİLOĞLU

6/A